Yaklaşık 15 yıl önce Baykar olarak idealden gerçeğe dönüşen yolda İnsansız Hava Aracı (İHA) projelerine girdik.Yıllar boyu milli ve özgün üretim modelinin önemini savunduk. Havacılık alanında özellikle İHA’lar gibi paradigma dönüşümünün bir kıvılcım etkisi ile savunma sanayinde yeni bir atılımı tetikleyeceğini dile getirdik. Sistemsel ve bürokratik anlamda sayısız badireler atlattık. Yaşadığımız her süreç bizi pişirdi, güçlendirdi. Gücümüzü her daim teknik bilgi birikimi ve ortaya koyduğumuz teknolojik çözümlerden aldık. Tek bir amacımız vardı. O da bu ülke insanının kendine olan inancının artması ve özgüveninin oluşmasıydı. Bu da ancak böyle ileri teknoloji alanlarında atılım yapmakla mümkün olabilirdi.

Bu fikrin tüm Türkiye çapında, milletimizin her ferdinde bir misyon haline gelmesi, gençliğimizin bu alanlara sahip çıkmasını sağlamak için Türkiye Teknoloji Takımı (T3 Vakfı) Vakfı’nı kurduk. Vakfımız robotik, kodlama, elektronik vb. çağımızın temel teknolojik gereksinimlerini gençlerimizin erken yaşlardan öğrenmesini sağlayacak projeler geliştirdi. Gönüllü, eğitmen ve girişimci burs programları başlattık. Bu programlarla binlerce gencimize hem maddi katkı sunmaya çalıştık hem de bu gençlerimizin yetişen nesle destek vermesi için aracılık ettik. 

Bayraktar TB2 İHA Sistemleri

Geleceğin teknoloji yıldızlarını yetiştirmek için 2017 yılında Deneyap Teknoloji Atölyeleri’ni kurduk. İstanbul’dan sonra bu oluşum bakanlıklarımızın ve TÜBİTAK’ın paydaşlığı ile tüm Türkiye’ye yayıldı. Bugün Hakkari’den Edirne’ye Deneyap Teknoloji Atölyeleri’nde binlerce gencimiz yetişiyor.  

Bu meyanda bilim merkezlerinin kurulmasına öncülük ettik. Bilim Üsküdar’da her yıl yüz binlerce gencimiz teknoloji atölyeleri çalışmalarında yer alıyor. Bilim merkezleri şimdi Erzurum, Gaziantep, Ankara gibi birçok ilimize yaptığımız çalışmalardan elde ederek geliştirdiğimiz modelle yayılıyor. T3 Vakfı yürütmekte olduğu tüm faaliyetlerini sadece kurucularının yaptığı bağışlarla karşılamaktadır. Ülkemizde, yasal olarak kamuya ait yerlerin Sivil Toplum Kuruluşlarına devir ya da tahsisi mümkündür, fakat T3 Vakfı bugüne kadar herhangi bir devir ya da tahsis talep etmemiş, kamuya ait hiçbir alan Vakfa devir ya da tahsis edilmemiştir.

Gençlerimizin geleceklerine yön vermeleri ve hayallerini tetiklemek adına Teknofest İstanbul Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivallerini organize ettik. Teknofest İstanbul ikinci yılında 1.720.000 kişinin katılımı ile dünyanın en büyük teknoloji organizasyonu oldu. Teknofest’in düzenlediği yarışmalara on binlerce proje takımı katıldı. Bu takımlar birbirinden farklı alanlarda projeler geliştirip, sergiledi. Yarışmalara katılan gençler takım ruhu ile hayatlarında silinmeyecek anılar oluşturdu.

Teknofest 2019

Tüm bunları yaparken tek bir hedefimiz vardı; Milletimiz nezdinde 7’den 70’e bağımsız geleceğimizin teminatı olan Milli Teknoloji Hamlesi’nin dalga dalga yayılması…

Bugün yaşadığımız Covid-19 salgın süreci apaçık gösteriyor ki hızlı hareket edebilen, çabuk organize olan, kritik ihtiyaçlarını kendi karşılayabilen, tedarik zincirlerini sağlam bir altyapı içerisinde kurabilen ülkeler bu tip salgınlarla başarılı bir şekilde mücadele edebilir.

COVID-19 salgınıyla bütün dünya gördü ki; hastalığın pençesinde şifa bekleyen hasta da ona çare arayan doktor da o çok değerli ‘bir nefes’in peşinde. Salgının başlaması ile eğriyi yataylaştırma olarak da ifade edilen hastane kapasitelerinin talebi karşılayabiliyor olması en önemli etken olarak karşımızdaydı. Ayrıca bu süreç içerisinde en çok ihtiyaç duyulan cihazlar arasında da yoğun bakım solunum cihazları başta gelmekteydi. Türkiye bu anlamda yeterli seviyede hastane ve solunum cihazı alt yapısına sahip olmakla birlikte, salgının oluşturduğu belirsizlik sürecinde en kötü senaryoya karşı hazırlıklı olmamız gerekiyordu.

Baykar olarak sahip olduğumuz altyapı ile bu sürece nasıl destek verebiliriz diye çalışmalara başladık. İlk olarak ülkemizde yerli PCR test kiti geliştiren firmalarla iletişime geçtik. Bu test hızının nasıl artırabileceği konusunda yerli test robotu üretim çalışmalarına hem tasarım hem de üretim olarak karşılıksız destek verdik. 30 adet robotu geliştirip yerli firmamıza teslim ettik.

Aynı zamanda Yönetim Kurulu Başkanı olduğum ülkemizin en büyük sanayi kümelenmesi olan SAHA İstanbul tarafından bir seferberlik başlattık. Medikal cihaz üreticisi firmalarımız için tasarım, mühendislik ve üretim yeteneklerimizin tamamını seferber etmeye hazır olduğumuzu ilan ettik. Bu kapsamda oluşturduğumuz platformda birçok ürünün geliştirilmesine SAHA İstanbul olarak katkı veren bir arayüz olduk.

Bu süreçte yerli solunum cihazına yönelik Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından daha önceki yıllarda Ar-Ge desteği alan Biosys firması ile tanıştık. Biosys bir teknoloji girişimi olarak 7 yıldan bu yana bu alanda çalışan bir firmamız. Tanıştığımızda prototip olarak geliştirdiği cihazlar hastanelerde test halinde kullanımdaydı.

Bu cihazın mevcut halinin hızlı bir şekilde seri üretimi için mühendislik, test, tasarım ve üretim altyapısı ihtiyacını nasıl karşılayabiliriz diye çalışmaya başladık. Askeri elektronik alanında Aselsan ve seri imalat hattını hızlıca kurabilecek Arçelik ile bir araya geldik. Biosys’in 7 yıl boyunca üzerinde çalıştığı bu cihazı el birliği ve seferberlik ruhu içerisinde, tam bir takım oyunu ile gece gündüz durmaksızın çalışarak seri imalat hattından çıkabilecek bir hale getirdik. Cihaz içerisinde yer alan kritik alt bileşenlerin bir kısmı ile yine cihazın testi için gerekli ekipmanlar yurtdışından tedarik edilemiyordu. En basit akım kontrollü valflerden, contasına kadar geliştirmemiz gerekiyordu. Bu bileşenlerin ve test düzeneklerin geliştirilmesi için de tüm paydaşlarımızla birlikte derinlemesine bir Ar-Ge çalışması yürütüldü ve bu sistemler de projeye paralel olarak geliştirildi. 

Böyle bir projede Biosys firmasına vermiş olduğumuz destek bizim için çok değerliydi. Firmamızın 40 mühendis ve teknisyeni bu işe direk olarak katılım sağladı. Yine Aselsan ve Arçelik firmalarımızdan da yüzün üstünde mühendis ve teknisyen bu sürece katkı verdi. 

Çanakkale ruhu olarak da tanımlayacağımız bir şekilde 14 gün gibi kısa bir sürede Arçelik bünyesinde kurulan seri imalat hattından ilk ürün çıktı. Seferberlik ruh hali ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın etkin koordinasyonu ile böyle bir tarihi başarıya imza atıldı. Dünya’da böyle bir dönemde bu kadar kısa sürede bu kadar ileri teknoloji bir cihazı üretip yüksek adetli teslim edebilen başka ülke yok…

Aynı zamanda başlattığımız bağış kampanyası ile binin üzerinde yoğun bakım solunum cihazının devlet hastanelerimize bağışlanmasını sağladık. Bu kampanyaya Baykar 250 adet, Aselsan 250 adet, Roketsan 250 adet, Havelsan 150 adet, Arçelik 150 adet, Amazon Türkiye 100 adet yerli solunum cihazı bağışı yaparak katıldı. Ayrıca Tusaş ve Tarnet de bu kampanyaya destek vereceğini ilan etti.

Yerli yoğun bakım solunum cihazının üretilmesinin bir parçası olmak hepimiz için büyük bir gurur…

Girişim ekosistemi ülkemizin geleceği açısından çok önemli. Bu işbirliği bir anlamda girişim ekosistemi ve teknolojik üretim alt yapılarının bir araya geldiğinde neler başarabileceğine güzel bir örnek teşkil etti. Türkiye’de bugün 80’den fazla teknoparkta 5.000’den fazla girişimimiz var. Bu bir anlamda ne kadar büyük bir potansiyele sahip olduğumuzun da göstergesi…

Bir Yorum Yaz

AllEscort